T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI III. MİLLÎ KÜLTÜR ŞÛRASI
  • Neredeyim :

Sayın Kültür ve Turizm Bakanı Nabi AVCI'nın Kapanış Konuşması

3. Millî Kültür Şûrasının Değerli Komisyon Başkanları

Saygıdeğer Üyeler, 

Değerli Müzakereciler,

Değerli Davetliler,  

Sizleri ve sizlerin şahsında kültür dünyamızın bütün taraflarını, yazarlarımızı, sanatçılarımızı, akademisyenlerimizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 

Türkiye’nin zengin kültürel birikimini daha da zenginleştirmek ve yeni kültür politikalarına yön vermek üzere gerçekleştirdiğimiz 3. Millî Kültür Şûrası sonuçlanmıştır. 

Şûra, önümüze son derece ufuk açıcı bir yol haritası koymuştur.

Bu yolu, özenle takip edeceğiz. 

Şûra esnasında komisyonlarda dile getirilen, kayıt ve raporlara giren her teklifin, her fikrin, her eleştiri, uyarı ve önerinin bizim için değerli olduğunu bir kez daha ifade ediyorum…

Şûrada ortaya çıkan hiçbir cümleyi zayi etmeden gelecek için tam bir fikr-i takip içinde olacağımızdan emin olmanızı istiyorum.  

Şûramızın açılışında kültür dünyamızın zenginleşmesi için yeni bir ruhun gereğine işaret buyuran ve Şûra’yı çok güçlü bir iradeyle sahiplenen Saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza hassaten teşekkür ediyoruz.

Millî Kültür Şûrası’nın ortaya çıkaracağı raporun bizzat takipçisi olacağını ifade etmeleri bizim için büyük bir şeref ve sorumluluktur.

Bu sorumluluğun idrakinde olarak, gereğini inşallah yüzümüzün akıyla yerine getireceğiz.
  
Düzenlediğimiz bu Şûra ile Kültür hayatımızın tamamında hissedildiğini gördüğüm heyecan dalgası beni de, çalışma ekibimi de heyecanlandırmıştır.  
    
17 Komisyonda başkan, üye ve müzakereci olarak değerli fikirlerini dile getiren ülkemizin saygıdeğer yazar, akademisyen ve münevverlerine Bakanlığımız adına yürekten teşekkür ediyorum. 

Müsteşarımızın koordinasyonunda yürütülen Şûra çalışmalarında ciddi emekleri geçen Şûra Sekretaryamıza, görev alan bütün bakanlık personelimize, editör ve raportörlere ciddi emek ve gayretleri için teşekkür ediyorum.  
 
“Dünyanın İyiliği için Türkiye” vecizesi, düzenlediğimiz 3. Milli Kültür Şûrası’nın parolası olmuştur. 

Şûra’nın bize emanet ettiği bu veciz ifadeyi şiarımız olarak kabul ediyor, bakanlık olarak sahipleniyoruz.

Millî Kültür Şûrası’nın mesajı olarak diyoruz ki; “Dünyanın İyiliği İçin Türkiye…”  

Medeniyet tarihinin en parlak sayfalarının yazıldığı Türkiye, dünya kültür mirasının da en kıymettar hazinelerinin ev sahibidir. 

Şûramız kuvvetle teyit etmiştir ki; bütün zenginliğiyle bu evi, evimizi, dilimizi, ülkemizi, kültürümüzü, irfanımızı bütün tehdit ve saldırılara karşı özenle koruyacağız.

Kültürümüzü, sanatımızı, edebiyatımızı, değerlerimizi korumakla yetinmeyeceğiz, bütün insanlık için geliştireceğiz.
 
Devlet ve millet olarak, merkezî ve yerel yönetimler olarak, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları olarak, kamu ve özel sektör olarak, kurumlar ve şahıslar olarak elimizden geleni yapacağız. 

Millî Kültür Şûrası’nda, gerilimli ve kutuplaştırıcı politik iklimin kültürel hayatımızı geçmişte yoksullaştırdığına işaret edilmiş, Türkiye’nin zengin birikimini bir araya getiren 3. Millî Kültür Şûrası’nın çoğulcu ve demokratik karakteri takdir edilmiştir. 

İnsanı ve hayatı yücelten, toplumun manevi ve ruhsal iklimini zenginleştiren bütün sanatsal ve kültürel çalışmaların himaye edilmesinin gereği hemen bütün komisyonlarımızın üzerinde durdukları bir husus olmuştur. 

Keza, dilin/Türkçemizin yoksullaşması tehlikesine özellikle işaret edilmiş, üç büyük dilin zenginliğini taşıyan Eski Türkçenin öğretilmesinin gereği ifade edilmiştir. 

Dilimizin bütün zenginliğine sahip çıkmak, Balkanlardan Kafkaslara, Kazan’dan Sana’ya kadar bütün gönül coğrafyamıza da sahip çıkmaktır. 

Bütün komisyonların son derece medeni ölçüler içinde 17 temel başlık altında netameli yüzlerce konuyu tartışarak ortak cümleler kurmuş olması Millî Kültür Şûra’mızın en büyük kazanımlarından biridir. 

Uzlaşma kültürüne anlamlı bir katkı sunan bu Şûra bir kez daha göstermiştir ki, Türkiye, medeniyet birikimi itibariyle çatışmayı, rekabeti, kavgayı, redd-i mirası değil; vefayı, sevgiyi, merhameti, adaleti ve dayanışmayı esas alan bir birikimin mirasçısıdır. 

Yüzyıllardır irfan geleneğimizden beslenen kültürümüzde yaratılmışların en şereflisi olan insanın haysiyetini korumak her şeyden önemlidir. 

İnsan başta olmak üzere bütün varlığın hukukunu korumak, şehrin hukukunu, başkalarının hukukunu korumak millî kültürümüzün harcıdır, mayasıdır.  

Şûra kapsamında yapılan tartışmalardan birinde de öne çıkarıldığı üzere, “kültür”, doğrudan doğruya insana ilişkin bir meseledir ve insanın eseridir. Öyleyse insan tasavvurumuzu daima aklımızda tutmalı ve her daim insan haysiyetini yüceltmeliyiz ki, hem insanımızı, hem toplumsal dokumuzu hem de evrensel insani değerleri koruyalım, savunalım. 

Bu yüzden “Dünyanın İyiliği İçin Türkiye” diyoruz.

Dünyanın vicdanı olan Türkiye, Yalnız Türkiye değildir. 

Kültür, medeniyetimizin üzerinde yükseldiği zemindir.

Bizi bir arada tutan ve bir kılan derin manevi bağlar, farklılıklarımızın teminatıdır.

Tarihin ve coğrafyanın merkez ülkelerinden biri olan Türkiye, bütün inanç ve düşüncelerle bir arada bin yıllık birlikte yaşama tecrübesine sahiptir. 

İnsan şahsiyetini esas alarak, berrak ilim ve irfan geleneğimizden beslenerek, her türlü tahakkümü ve ayrımcılığı reddederek, her insanın, her canlının hukukunu koruyarak evimize, dilimize, ülkemize, kültürümüze sahip çıkacağız. 

Anadolu’nun derin irfanına yaslanacağız ve insanlığın birikimiyle çatışma içinde olmayacağız. 

Dilimiz, evimizdir, yuvamızıdır, ülkemizdir. 

Dede Korkut’un, Hoca Ahmet Yesevi’nin, Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî’nin, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin, Hacı Bayram-ı Veli’nin, Şeyh Şaban-ı Veli’nin, Yunus Emre’nin, Eşrefoğlu Rumi’nin görklü nazarıyla dünyaya bakan hayat felsefemiz, inancımız; merhametin, sevginin, şefkatin membaıdır.

Yalnız insanın değil, bütün mahlûkatın hukukunu korumakla, gözetmekle mükellefiz. 

Musikiden şiire, sinemadan tiyatroya, şehirden mimariye, kütüphaneden kitapçılığa, müzecilikten yayıncılığa hayatı daha çok güzelleştirecek, insanı yüceltecek bir kültür iklimi en büyük özlemimizdir.

Bu iklime bizi millet kılan değerlerimize sahip çıkarak kavuşacağız.

Çocuklarımızın, gençlerimizin, ailelerimizin ve toplumsal dokumuzun maruz kaldığı yıkıcı saldırılara karşı korunması, yeni bir bilinci, yeni bir dikkati ve yeniden dirilişi gerektiriyor.    
Bu dikkati uyandıran, bu duyarlılığı harekete geçiren şûra üyelerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. 

Yeryüzünün vicdanı olmak için bugün takatinin üzerinde bir çaba harcayan Türkiye, gücünü elbette insanından alacaktır. 

Öyleyse, insanımızın ruhen, madden ve manen güçlü, dirençli, korunaklı olması büyük bir önem taşımaktadır.      

Şûramız, çocukların ve gençliğin ruh bütünlüğünü esas alan bir anlayışı öne çıkarmıştır.

Devletin ve milletin bekası, aile değerlerinin yaşatılmasına bağlıdır. 

Bireyselliği ve bencilliği bir norm haline getiren modern hayat biçimine karşı çocuklarımızı, gençlerimizi millî ve manevi değerlerimizle donatmalıyız. 

Heyetlerimizin,  özellikle dikkat çektikleri bir hususu burada ifade etmek isterim: “önce zengin olalım kültürel seviyemizi daha sonra yükseltiriz” anlayışı sosyal hayattaki sorunlarımızın çözümünü erteleyen yanlış bir tavırdır.

Zira esas zenginlik kültürel zenginliktir.

Değerli davetliler,

Yapılan tartışmaların ve getirilen önerilerin odaklandığı en önemli husus şehirlerimizin kültürel kimliğinin muhafazası ve tahribatın ivedilikle önlenmesidir. 

Kültürümüzü geliştirmek için devletin daha çok himayesini gerektiren alanlar dikkatle tespit edilmiş, bakanlığımızın sorumluluklarıyla ilgili getirilen tekliflerin yanı sıra Millî Eğitim başta olmak üzere yerel yönetimlerimize, sivil toplum örgütlerine ve özel sektörümüze son derece kıymetli tavsiyelerde bulunulmuştur.  

Kültürel alandaki hizmetlerin niteliğini yükseltmek için nitelikli personel ihtiyacı Şûrada vurgulanan konulardan biri olmuştur. Keza, Türk Kültürünün dünyada tanınması ve bilinmesi ile ilgi çok güçlü bir arzu ve irade ortaya çıkmıştır. 

Yerel yönetimlerin ve mülki idarenin kültürel gelişmeye daha çok katkı vermesi, bazı kurumların yeniden yapılanması, bir çok alanda envanter çalışmasının gerekliliği, kültür sanat duyarlılığının mutlaka çocuk yaşta başladığı gerçeği ile nitelikli erken eğitimin önemi Şûranın temel vurguları arasında yer alan hususlardır.
 
Kültürel hayatın zenginleşmesi ve devlet himayesi gerektiren alanların güçlenmesi için devlet bütçesinden kültüre ayrılan hissenin artırılması komisyonlarımızın üzerinde ısrarla durdukları ortak bir tema olmuştur.

Gelecek politikalarımıza yön verecek bütün bu uyarı ve öneriler için bir kez daha bütün Şûra mensuplarına teşekkür ediyorum.  

Bize ve bütün kültür dünyamıza verdiğiniz umut ve heyecan için sizlere teşekkür ediyorum.

Bu umudu büyütmeye, kültürel hayatı zenginleştirmeye kararlı olduğumuzu, bütün sanatsal faaliyetlerin, sanatçıların, yazarların, münevverlerin, ilim adamlarının yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.  

T.C.
Kültür ve Turizm Bakanı
Nabi AVCI